Sıkça Sorulan Sorular


PRP ile ilgili sorularınızın cevaplarını aşağıda bulabilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular


PRP ile ilgili sorularınızın cevaplarını aşağıda bulabilirsiniz.

PRP bir ilaç mıdır?
PRP bir ilaç değildir. Kişinin kendi kanı dışında başka bir madde içermez. Etkisi ilaçların aksine uygulandığı bölge ile sınırlıdır. Böbrek, karaciğer ve midede yan etkilere yol açmaz. Kortizon içermez. PRP nin içinde, vücudun iyileşme cevabındaki hücrelerin bölgeye ulaşmasını ve çoğalmasını sağlayan büyüme faktörleri yer alır. Bu faktörler aynı zamanda yeni damarların oluşumu, enfeksiyonların önlenmesi ve doku proteinlerinin üretimi konularında olumlu etkilere sahiptirler.
PRP içinde kök hücreler var mıdır?
PRP bir kök hücre tedavisi değildir. Ancak dolaylı yoldan kök hücreler üzerinde çalışır. Trombositlerin içindeki büyüme faktörleri deri hücrelerine fibroblast üretme mesajını ileten birer uyarandır. Fibroblastlar da kolajen ve elastin üretmek için anahtar niteliğindeki yapılardır. Dolayısıyla PRP bütün bu süreci başlatan trombosit sayısını çoğaltarak dolaylı olarak kök hücreler ile çalışır, çünkü dolgu uygulaması sonrasında deride oluşan fibrin ağları ortamdaki kök hücreleri de kendi yapısında toplar.
Hangi durumlarda kullanılmaz?
Kanama bozuklukları olanda, trombosit sayısı düşük olanda, ateşli hastalık geçirenlerde, Antikoagulan tedavi kullananlarda, gebelik, kanser, eklemlerde enfeksiyon ve şişlik varsa, o bölgede fibrosis varsa ve kansızlık (anemi) olan hastalarda kullanılmaz.
Dışarıdan niye PRP veriyoruz? Kendi kanı hasarlı bölgeye yetmiyor mu?
Normalde hasarlı doku, kişinin kendi kanıyla onarılır. Ancak eklem içlerinde kan damarları yoktur, ayrıca bağ dokusu tendonlarda nispeten daha az kanlanma olduğundan yaralı dokuya dışarıdan tamir çözeltisi (PRP) takviyesi iyileşmeyi hızlandıracaktır. Artık menisküs ve tendon ameliyatları sırasında da PRP verilerek daha hızlı düzelme sağlanmaktadır.
PRP tedavisinde hangi tüp kullanılmalıdır.
PRP tedavisinde kullanılan tüplerin Class IIb Tıbbi Cihaz Sınıflandırılmasında "Trombosit Konsantre Sistemi" olarak sunulmaktadır. Bu sistemler basit cam tüp değildir, iç yüzeyleri özelleştirilmiştir ve biyouyumluluk testleri yapılmıştır, toksik değildir, herhangi bir kimyasal içermez, herhangi bir kontaminasyona maruz kalmayan saf trombosit konsantresi elde edilmesine imkan sunar. Ortalama 10 dakika içerisinde standart kanın 4-4,5 katı kadar trombosit yoğunluğuna sahip otolog plazma (PRP) eldesine imkan sunar. Güvenli ve etkilidir. Prp için kullanılan tüpler hastanelerde kullanılan kan alma tüplerinden görüntü olarak aynı olsa bile uygunluk bakımından tamamen farklıdır. Bu tüpler IVD (In Vitro Diagnostics – Vücut Dışı Teşhis ve Tanı) olarak geçmektedir. IVD tüpler, herhangi bir klinik değerlendirmeye ve/veya Biyouyumluluk testlerine tabi tutulmazlar. Bulundukları sınıf itibariyle infüzyonu (vücuda zerk etme) içermeyen ve hatta infüzyonu tamamen yasak olan başka bir direktifte (Sınıf I) yer alırlar. Sadece bu tüplerle kan alınıp, kan üzerinde çalışılabilir. Hastaya tekrar enjekte edilemez. Ayrıca PRP için kullanılacak ürünlerin sağlık bakanlığı onaylı ve üts kayıtlı olması gerekmektedir. Kullanıcak ürünün kayıt belgelerine, TC Sağlık Bakanlığı sitesi utsuygulama.saglik.gov.tr ulaşabilirsiniz.
PRP uygulaması nasıl etki eder
PRP uygulamasında özel prosedürlerle elde edilen trombositten zengin plazma istenilen bölgeye verildiğinde salgıladıkları büyüme faktörleri ile uygulama bölgesinde hasar iyileştirme mekanizmasını başlatırlar. PRP uygulaması ile vücuda geri verilen plazma içinde normal kandaki sayının birkaç katı sayıda trombosit bulunduğundan normal kan ile oluşan iyileşme mekanizmasından daha etkili, daha hızlı, daha erken iyileşme sonuçları görülecektir. Trombositler içerisinde bulunan büyüme faktörleri aşağıdaki işlevleri görür: PDGF (Platelet derived growth factor) : Hücre büyümesi, kan damarı tamiri ve oluşumu, kolajen üretimi FGF (Fibroblast growth factor) : doku tamiri, kolajen ve hyaluronic asit üretimi EGF (Epithelial growth factor) : Epitel hücre yapımı, yara iyileşmesi TGF : Beta-epitel ve damar epitelyum yara iyileşmesi VEGF : yeni damar endotelial hücre üretimi Trombositlerden salınan büyüme faktörleri uygulama bölgesinde hasar iyileştirici mekanizmaları harekete geçirerek saçlı deri ve veya ciltteki sorunların iyileştirilmesinde görev alırlar.
PRP Güvenli midir?
PRP uygulamasında kullanılan kan alma setleri ve PRP hazırlama tüpleri sadece bu amaç uygulamalar için üretilmiş olan uygulama setleri şeklinde olmalıdır. PRP uygulaması kapalı sistem içerisinde hazırlanan trombositten zengin plazma ile yapılır, yani hastanın kanı dış ortamla ve başka malzemeler ile temas etmez. Hastanın kanı tek kullanımlık steril kan alma setleri ile yine tek kullanımlık steril PRP hazırlama tüplerine alınır. Santrifüj işlemi sonrası elde edilen trombositten zengin plazma tek kullanımlık steril enjektörlere çekilerek kullanılır. Tüm bu işlemler sırasında hasta kanı ve hazırlanan plazma dış ortamla temas etmez. Uygulamalar sonrası kullanılan tüm malzemeler tıbbi atık olarak imha edilir. PRP hazırlama setlerinin tekrar kullanılması teknik olarak mümkün değildir. PRP uygulaması, yukarıda anlatıldığı gibi kapalı sistem prosedürler ile elde edilen plazma kullanılarak yapıldığı için uygulamada kan ile hastalık bulaşma riski yoktur. AIDS, hepatit vb gibi kan ve kan ürünleri ile bulaşan hastalıkların PRP uygulamasında bulaşma riski söz konusu değildir. PRP uygulamasında hastanın kendi kanı kullanıldığı için herhangi bir alerjik reaksiyon görülmesi söz konusu değildir.
PRP nasıl hazırlanır?
Hazırlıkta kullanılan gereçlere, santrifüj koşullarına ve hazırlayan kişinin el becerisine bağlı olarak birçok PRP hazırlama protokolü olduğu için, elde edilen biyolojik ürünün niteliği de platelet konsantrasyonu yönünden gösterdiği değişkenliğe, büyüme faktörü içeriği ve niteliğine, eritrositler ve proenflamatuar lökositlerle ne düzeyde kontamine olduğuna bağlı olarak değişmektedir. PRP ürünlerindeki bu büyük değişkenlik, PRP üretimine rehberlik etmek ve kullanım endikasyonlarını belirlemek için literatürden doğru ve kesinleşmiş sonuçları çıkarmaya çalışırken bir zorluk yaratmaktadır. Bu da klinik araştırma raporlarını kolaylaştırmak adına bir PRP sınıflandırma sistemi oluşturulmasını zorunlu kılmıştır. Regenlab standardize bir PRP hazırlama gerekliliğini sağlamak üzere polimer jelden oluşan bir separasyon sistemi geliştirmiştir. Bu sistem otomatik, dış ortama kapalı bir sistemde plateletleri etkin bir biçimde ayırmaya, eritrositleri ve lökositleri elimine etmeye olanak verir.
PRP’nin tedavi amacıyla kullanılmasının mantığı nedir?
Terapötik uygulamalarda PRP kullanmanın mantığı insan vücudunda herhangi bir yaralanma sonrasında ortaya çıkan normal bir biyolojik iyileşme sürecini taklit etmektir. PRP hazırlama işlemi kırmızı kan hücrelerini (eritrositler) ve iyileşme sürecini uzatan beyaz kan hücrelerini (lökosit) elimine etmek ve platelet yoğunluğunu artırmak suretiyle iyileşme için yararlı olan faktörleri artırma işlemidir.
PRP UYGULAMASI SONRASI ETKİNLİK NE ZAMAN BAŞLAR?
PRP enjeksiyonu sonrası etkinlik genellikle 1. haftanın sonunda başlamakta, yine hazırlanma yöntemine göre değişmekle birlikte 3. – 4. hafta maksimum etkinlik elde edilmektedir.
PRP HANGİ ORTOPEDİK HASTALIKLARDA UYGULANIR?
PRP tedavisi ile ilgili yapılan ileriye dönük ve karşılaştırmalı bilimsel yayın sayısı her geçen gün artmaktadır. Bu yayınlarda etkinlik ile ilgili farklı görüşler ileri sürülmekle birlikte geleceğe ilişkin olumlu ve umutlu sonuçlar elde edilmektedir. Öncelikle PRP uygulamalarının ortopedik sorunlarda her derde deva uygulamalar olarak görülmemesi gerektiğini söylemek gerekir. Bu uygulamalar doku iyileşmesine yardımcı olan, iyileşme sürecini hızlandıran ve kalitesini arttıran uygulamalardır.

Günümüzde PRP uygulamasının sık tercih edildiği ortopedik hastalıklar aşağıda sıralanmıştır:
  • Tendinitler
  • Tenisçi-Golfçü dirseği
  • Omuz rotator manşet problemleri
  • Kas zedelenmeleri
  • Menisküs ve bağ problemleri
  • Diz ekleminde kıkırdak yumuşaması ve erken evre kıkırdak lezyonları (kondromalazi)
  • Erken evrelerde eklem kireçlenmesi
  • Kırık iyileşmesine yardımcı olmak amaçlı
Hyalüronik Asit Ne Zaman ve Hangi Hastalara Uygulanmalıdır?
Hyalüronik asit enjeksiyonu, hafif ve orta dereceli kireçlenmede,ilaç ve diğer tedavi yöntemlere rağmen yakınmaların devam ettiği hastalara, çok sayıda ilaç kullanan veya mide kanaması riski olan hastalara, böbrek hastalığı ve diğer ek hastalıkları olan hastalara özellikle önerilmektedir. Ayrıca ileri evre diz kireçlenmesi olan hastalarda hyalüronik asit enjeksiyonunun total diz protezine gidişi geciktirebileceği öne sürülse de bu konuda kaliteli çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır.
Ekleme Uygulanan Hyalüronik Asit Enjeksiyonu Ne Kadar Süre Etkindir?
Hyalüronik asitle oluşan klinik iyileşme süresi 6-12 aydır. Bu etki dışarıdan verilen hyalüronik asidin hastanın kendinde olan hyalüronik asit üretimini uyarması ile mümkün olmaktadır.
Hyalüronik Asit Enjeksiyonunda İstenmeyen Yan Etkiler Nelerdir?
Hyalüronik asit enjeksiyonu genel olarak güvenli bir uygulamadır ve yan etkileri oldukça nadir ve geçicidir. Ancak bazı hastalarda eklemde şişlik, ışı artışı, ağrı ile seyreden yan etkiler görülebilmektedir.